Yayınlanma tarihi: 01/05/2018 14:16 | Toplam görüntülenme: 9375

“1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü” sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde ülkemizin birçok meydanında coşkuyla kutlandı. Türk-İş'in 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü'nü, Hatay’da farklı illerden gelen işçiler coşkulu bir şekilde kutlamaya katıldılar.

1 Mayıs kutlamalarına Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Türk-İş Yönetim Kurulu Üyeleri, sivil toplum kuruluşları, siyasi parti temsilcileri, Genel Başkanımız Veli Solak, Genel Sekreterimiz Hüseyin Özçoban, Genel Mali Sekreterimiz A. Gökhan Aydın, Genel Eğitim ve Teşkilatlandırma Sekreterimiz Tagi İş Adana Şube Başkanımız Mehmet Aslangöz, Adana Şube Yönetimi, işyerlerinden Baştemsilcilerimiz, Temsilcilerimiz ile üyelerimiz katıldı.

Hatay İtfaiye Meydanında yapılan kutlamalar AKHAD Mehteran Grubunun gösterisiyle başladı. Ardından Saygı duruşu ve İstiklal Marşı okundu.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, Mehmetçiğe destek amacıyla Hatay’da 1 Mayıs’ın kutlandığını ifade ederek, konuşmasında çalışanların sıkıntılarını anlatarak, yetkililerden en kısa zamanda çözüme kavuşturulmasını istedi.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "KİT'ler, geçmeyenler geçene kadar peşinizi bırakmayız, yakanızı bırakmayız, arkanızdan ayrılmayız. Bir an evvel geçmeyenleri kadroya geçirmek durumundasınız. Yoksa bunu anlatamazsınız kimseye" dedi.

Ülkede 15 yıldır süren bir taşeron problemi olduğunu anlatan Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, "Türk-İş illerdeki üyeleri, temsilcileri, her platformda her ortamda bu taşeron düzenlenmesinin kabul edilir tarafının olmadığını, bir iş yerinde kadrolu işçinin yemek yediğini, servise bindiğini, hasta olduğu zaman doktora gittiğini ama taşeron işçisinin doktora gidemediğini, yemek yiyemediğini, servise binemediğini her ortamda bunları anlatmaya gayret ettik. Biz anlatırken naylon sendikalar var naylon, ağızlarını bir kere açmadılar." dedi.

Türk-İş Genel Başkanı Ergün Atalay, konuşmasının ardından Antakya Medeniyetler Korosu konser verdi.

Genel Başkanımız Veli Solak Ulusal Kanal Canlı Yayına katılarak 1 Mayıs Emek ve Dayanışma Günü öneminden bahsetti ve tüm çalışanların 1 Mayıs İşçi Bayramın kutladı.

İstanbul da yapılan 1 Mayıs kutlamalarına da Türk-İş Genel Teşkilatlandırma Sekreteri Eyüp Alemdar, Türk İş 1.Bölge Temsilcisi Adnan Uyar ile temsilcilerimizin ve üyelerimizin de katılımıyla, Taksim Atatürk Anıtı’na çelenk bırakıldı ve  “TÜRK İŞ 1 MAYIS İŞÇİ BAYRAMI BİLDİRGESİ” okunarak kutlandılar.

İzmir de yapılan Kutlamalara da Şube Başkanımız Özkan Oyuk, Şube Yöneticilerimiz, temsilcilerimiz ve üyelerimi katıldı.

Günlerden 1 Mayıs ve biz yine alanlardayız!

İnsana yakışır iş ve yaşam şartlarını sağlamak için tüm emekçiler dayanışma içinde bir aradayız.

Emek En Yüce Değerdir

Bizler, emeğiyle geçinmeye çalışan milyonlarız. Çocuklarımıza onurlu ve güvenli bir gelecek sağlamak istiyoruz.  Şehrimiz, ülkemiz, dilimiz, inancımız, görüşümüz, işyerimiz farklı olsa da bizler emeğin ortak dilini konuşup, onun en yüce değer olduğuna inanıyoruz. Bu anlayışla dünyanın farklı ülkelerinde ve yurdumuzun değişik illerinde kardeşlerimiz, bizler gibi bugün alanları dolduruyor.

Talebimiz çok açık...

İnsanca bir yaşam istiyoruz…

Ortak Mücadelemiz İçin Buradayız.

Haksız işten çıkarma, sendikasızlaştırma, kıdem tazminatına müdahale, özelleştirme, esneklik, kuralsız ve kayıt dışı çalıştırma, vergide adaletsizlik yıllardır mücadele ettiğimiz sorunlar. İnsanı insan yapan değerleri ülkemizde egemen kılmadıkça bu sorunlarımız devam edecek. Şimdi de gündemde Şeker Fabrikalarının özelleştirilmesi var. Cumhuriyetin ilk dönemlerinden bu yana kurulan işletmeler tek tek satılıyor. Alın terimizle kazandığımız ekmeğimiz bizden çalınıyor. Sağlığımız çok uluslu küresel şirketlerin kazançları uğruna yok sayılıyor.

1 Mayıs 2018’deki Gündemimize Baktığımızda…

Zorlu mücadeleler sonunda elde ettiğimiz haklarımız yoğun bir saldırı altında. Yaşama ve çalışma şartlarımız giderek bozuluyor. Ücretlerimiz artan fiyatlar karşısında sürekli eriyor.

Bizler karşılaştığımız sorunlara karşı taleplerimizi seslendirmek ve somut adımlar atılması için buradayız.

Eğitim, sağlık, sosyal güvenlik haklarımız piyasa şartlarına bırakılıyor. İş kazaları her ay yüzlerce arkadaşımızı yaşamdan koparıyor.

Kamu kurumlarındaki taşeron işçilerinin kadroya alınması önemli bir kazanım olmasına karşın, birçok tartışma ve yeni sorunu da beraberinde getirip mağduriyetlere neden oldu. Bu mağduriyetlerden en önemlisi, kapsam dışında kalan taşeron işçilerdir. Diğer yandan, işçiler arasında ücret ve çalışma şartları bakımından ayrım sona ermemiştir.

Güvencesizliği sürekli hale getiren geçici ve mevsimlik işçilik uygulamalarında iyileştirme yapılarak 4 aya kadar daha fazla çalışma olanağı sağlanmış, ancak daha sözleşme yapılmamıştır.

 

1 MAYIS’TA SESİMİZİ TEKRAR YÜKSELTİYORUZ

 

Öncelikle ‘iktisaden güçsüz durumda olan geniş halk kesimlerini’ korumak ve kollamak birincil görev olmalıdır. Hukukun üstünlüğü ilkesi çerçevesinde temel insan hak ve özgürlüklerinin kullanılması sağlanmalıdır.

Kadınlara yönelik erkek egemen söylem ve eylemler son bulmalı, kadınların çalışma yaşamına aktif bir şekilde, uzun vadeli katılımını sağlayacak sosyal politikalar geliştirilmelidir.

Her türlü çocuk emeğinin ortadan kaldırılmasını sağlayacak programlar en hızlı şekilde uygulamaya konulmalıdır.

Kadınlara ve çocuklara yönelik şiddet ve kötü muamele engellenmelidir.

Sendikal örgütlenmede işçilerin hür iradesine herkes saygı göstermelidir.

Çalışanların “ekmek” sorunu sürdürülen iktisadi ve mali politikaların sonucudur.  İktisat politikaları rant sağlama ve rant elde etme yaklaşımından çok yatırım ve üretime odaklı, yüksek katma değerli, sürdürülebilir ve kapsayıcı nitelikte olacak biçimde belirlenmelidir.

İş cinayetleri halini alan iş kazalarına köklü bir çözüm bulmak öncelikle işverenlerin ve devletin görevidir. Bu konuda herkes üzerine düşen görevi yerine getirmelidir.

Kayıt dışı çalıştırma, işçilerin yıllarca ortaya koydukları emeğin yok sayılmasına neden olmaktadır. Kamu kurumları öncelikle işverenleri hedefleyen söylem ve politikalar geliştirmelidir.

İnsan onuruna yakışır yaşam koşullarına ulaşmanın temellerinden biri, emekçinin ailesi ile birlikte yaşamını insan onuruna yaraşır şekilde sürdürebileceği bir ücrete ulaşmasıdır. Bu nedenle asgari ücret bireye göre değil, aileye göre hesaplanmalıdır.

Ülkenin en fazla vergi veren kesimi olan tüm ücretlilerin üzerindeki bu yük azaltılmalı, vergilendirme politikasında adalet sağlanmalıdır.

Doğal yaşam alanlarının plansızca iktisadi faaliyet alanları haline getirilmesi engellenmelidir. Genetiği değiştirilmiş organizmalı ürünlerin tüketimini engelleyecek politikalar geliştirilmelidir.

 

Yerli besicilik ve tarıma gereken destekler sağlanmalıdır.

Toplumsal politikalar engellileri tam anlamıyla kapsayacak bir şekilde tasarlanmalıdır.

Emeklilik şartları yeniden düzenlenmeli, emekli maaşları asgari ücretin altında olmamalıdır.

İşçiler, Kamu Emekçileri, Esnaf, Emekliler, İşsizler, Yoksullar, Kadınlar,

Gençler, Öğrenciler

1 MAYIS BİRLİK, MÜCADELE VE DAYANIŞMA GÜNÜ

TÜM EMEKÇİLERE KUTLU OLSUN